Döner kapıların yapılmasının amacı enerji tasarrufudur. Büyük binaların içi, sürekli olarak kışın ısıtılır, yazın soğutulur. Açılan normal kapıdan içeri soğuk/sıcak hava rahatlıkla girer. Eğer normal kapı kullanılırsa hava değişimi nedeniyle klimalar veya motorlar yeniden çalışacaktır. Özellikle çok kişinin girip çıktığı otel, AVM vb. büyük binalarda enerji tasarrufu için döner kapı kullanılır. Döner kanatlar içerdeki havanın dışarı çıkmasına, dışardaki havanın da içeri girmesini engel olur.
Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil, basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir bardakta üst üste duran buzların her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük kısım erir. Buradan hareket eden su, çok az yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar donar. İki buz parçası kaynak yapılmışçasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.
Bir insan büyük bir tehlike veya korku verici olayla karşılaşınca vücudu otomatikman savunmaya geçer. Diğer canlılarda olduğu gibi dişler ve çene savunmanın ana mekanizmalarıdır. İşte bu nedenle ilk insanlardan gelen kalıtımsal yapıdan dolayı önce çene ve dişler harekete geçer. Çenedeki kaslar titrer, bu da sanki dişler birbirine vuruyormuş gibi görüntü verir.
Sabah güneş doğarken ötmek yalnız horozlara özgü değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasıdır. Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde ağaçlarda koro halinde öterler. Gün boyu hem horozlar hem kuşlar bu ötüşü sürdürürler ama seslerinin en güçlü çıktığı zaman sabah saatleridir. Horoz ve kuşların sabah gün doğarken ötmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanmıştır.
1. Gün X tane, 2. Gün X + 10 tane, 3. Gün X + 20 tane, 4. Gün X + 30 tane, 5. Gün X + 40 tane, 6. Gün X + 50 tane. 6. Gün sonunda 6X + 150 = 180 ise 6X = 30 olur. X = 30/6 = 5 adet fındık yemiştir.
Esneme konusunda bugüne kadar oldukça çok araştırma yapıldı. Bilim adamları bugüne kadar esneme konusunda bilinenleri ve tahmin edilenleri doğruladılar. Biz insanlar genellikle gece yatma saati sıralarında veya sabah kalktıktan sonraki saat içinde daha fazla esniyoruz. Ayrıca canımız sıkıldığında esnememiz geliyor. Esnemenin bulaşıcı olduğunu biliyoruz. Yanımızdaki esnerse nedense bizi de esneme alıyor... Ancak insan ve hayvanların neden dolayı esnedikleri konusunda ise fizyologlar bize fazla bir şey söyleyemiyor. Bir grup bilim adamı, esneme için öne sürülen oksijen azlığının ve karbondioksit fazlalığının doğru olmadığını belirtti. Bu gazların karışımını farklı ölçülerde alan deneklerin bireysel esneme ihtiyaçlarında bir değişiklik görülmedi. Öyle görülüyor ki, esnemenin nefes alıp verme ile ilişkisi sanıldığından çok daha az veya hiç yok. Esnemeye tamamen farklı mekanizmalar yol açıyor.
Eğer hücrelerinizin sahip olduğundan daha az yoğunlukta ya da az tuz çözeltisinin olduğu suya girerseniz, su ozmoz (geçişme) yöntemiyle vücuda emilir. Bu da derideki hücrelerin şişmesine neden olur. Hücreler alt tabakadaki dokulara bağlı olduklarından deri bu duruma uyum sağlayabilmek için buruşur.
Ağaç gölgesi daha uygundur (serindir). Her iki gölgenin ortak yanı, güneş ışıklarını engellemesidir. Fakat ağaç gölgesinin bir artısı vardır. Ağaç yaprakları nemli (sulu) olur. Nem bütün sıvılarda olduğu gibi buharlaşmaya meyillidir. Buharlaşmak için çevreden ısı alacaktır. Bundan dolayı ağacın çevresi daha serin olacaktır. Benzer bir olay; Elimize kolonya döktüğümüzde serinleriz. Elimizdeki kolonya buharlaşmak isteyecektir ve çevresinden ısı alacaktır.
Havada bir kuş misali mesafeleri kısaltan ve insanların dünyanın her yerine kolaylıkla ulaşmasını sağlayan uçakların havada motorlar sayesinde durduğuna dair genel bir kanı bulunmaktadır. Ancak bu durum doğru değildir. Uçakların havada kalmasını sağlayan sistem motorları değil, kanatlarıdır. Uçak motorlarının görevi, öndeki hava akımını içine doğru alarak arka tarafa itmesidir. Bu sayede uçak itme gücü ile ileri doğru hareket edebilmektedir. Uçakların kanat yapıları kesiftir. Uçak ileri yönlü hareket ettiği zaman, bu kesif yapı sayesinde kanadın alt kısmından yukarı doğru bir kaldırma kuvveti ortaya çıkmaktadır. Bu kuvvet ortaya çıkarken hava, uçağa karşı bir direnç göstermektedir. Uçağın kanatlarının sahip olduğu bir kaldırma kuvveti bulunmaktadır. Uçak hareket ettikten sonra hızı arttıkça, kanatların kaldırma kuvveti de aynı şekilde artmaktadır. Uçağın iki kanadında ortaya çıkan kaldırma kuvveti, havanın direncinin ve yer çekiminin toplam kuvvetinden daha fazladır. Bu sayede uçaklar yerde belirli bir hıza ulaştıktan sonra havalanmaya başlarlar. bilmeceler.tr Uçağın uçma şekli ile kuşların uçma şekli arasında doğrudan bir bağlantı bulunmaktadır. Kuşlar uçabilmek için kanat çırparlar. Her kanat çırpınışında kanatların altında kalan hava aşağı itilir. Etki – tepki prensibi gereği kuşlar bu şekilde havalanmaktadır. Kuşlar havalandıktan sonra yükseklik kavramı hıza dönüşür ve kanatlarda bulunan aerodinamik yapı sayesinde taşıma kuvveti ortaya çıkar. Taşıma kuvveti her kanat çırpma işleminde tekrar eder ve hız artmış olur. Hızın artışı ile beraber tekrar bir taşıma kuvveti ortaya çıkar ve kuşlar bu sayede uzun süre havada kalırlar. Uçakların havada yükselmesinin temeli de tıpkı kuşlardaki gibidir. Uçakların kanatları özel olarak tasarlanmakta ve havada kalmayı sağlayabilecek nitelikte üretilmektedir. Kanatların üretiminde kullanılan malzemeler de özel olarak seçilmektedir. Yani bilinenin aksine uçakların havada kalmasının en önemli kaynağı motorları değil kanatlarıdır.
Masada yatık halde duran yumurtayı kendi ekseninde çevirin. Biraz sonra tutup durdurun ve hemen bırakın. Bıraktığınızda yumurta dönmeye devam ederse yumurta haşlanmamıştır.
Bitkiler, besinlerini çoğunlukla fotosentez yardımıyla yaparlar. Topraktan aldıkları mineralleri ve havadan aldıkları karbon dioksiti, ışık yardımıyla birleştirerek, şeker ve başka besinler yaparlar. Bu, bir kimyasal tepkimedir ve ürün olarak oksijen, glikoz ve su ortaya çıkar. Geceleri ise, ışık olmadığı için, bitkiler fotosentez yapamazlar. Onlar da diğer canlılar gibi enerji elde etmek için oksijen ve glikoz kullanırlar. Bu sırada, enerjiyle birlikte karbondioksit ve su da ortaya çıkar. Aslında, bitkiler de solunumları sırasında sürekli oksijen kullanırlar. Ancak, gündüzleri fotosentez yoluyla elde ettikleri oksijen, gereksinim duyduklarından daha çok olduğu için fazla oksijen atmosfere salınır.
Matematikçinin 4 erkek ve 3 kız çocuğu var. Her oğlunun üçer erkek kardeşi, üçer de kız kardeşi var. En büyük kızının (elbette öteki kızların da) dört erkek, iki kız kardeşi var.